Hileli Gıdalar Sağlığımızı Tehdit Ediyor
Sağlıklı beslendiğinizi düşünüyorsanız önce yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Çünkü akıl almaz şekilde yapılan gıda hilelerinden her tüketici haberdar olmalı. Belki bu konuda bilinçlendikten sonra kanser benim kaderimmiş demeyebilirsiniz.
Kanser Kaderiniz Olmayabilir. Bunu Engellemenin Bir Yolu da Hilesiz Beslenme
Bilinçli tüketiciler olarak sağlığın altında yatan en önemli faktörün beslenme olduğunu hepimiz biliriz. Bu doğrultuda da beslenmemize dikkat etmeye çalışırız. Her günü kendimizin ve özellikle çocuğumuzun dengeli beslenmesine dikkat ederek geçiririz. Örneğin çocuğumuzun gün içinde mutlaka peynir, süt, bal, yoğurt, et, tavuk yada balık, sebze ve meyve yemesine dikkat eder bunları bir dengede tutmaya çalışırız. Çocuğumuzu aburcuburlardan yada fast food tarzı yiyeceklerden zararlı diye uzak tutmaya çalışırız. Ama ne yazık ki artık gün içinde 'Evet bugün dengeli beslendim!'dediğimizde bile vücudumuza aldığımız zararlı maddelerden bihaber olarak yaşamaktayız.
Ne yazık ki artık gıda terörü denen şeyle yüz yüze yaşıyoruz. Pahalı yada ucuz gıdaları bile birbirinden ayırt etmek çok zor. Organik olduğuna inandığımız ve içimiz rahat fakat cebimize dokunan fiyatlarda gıdalar bile ne yazık ki sağlığımızı tehdit etmektedir. Tabiki ucuz ürünlerden hiç bahsetmiyoruz bile. Bir çoğumuz ucuz olduğu için içinde hile olduğunu düşünüp bir çok ürünü almıyorken belli bir bütçe ile geçinen insanlar buna mahkum oluyorlar. Ama aslına bakarsanız hepimiz tehlike altındayız. İşte size tek tek hangi ürünlerde ne şekilde hileler yapılıyor aşağıda sunacağız.
YOĞURT
Nedendir bilinmez Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yoğurttaki protein oranını yüzde 4 ten 3 e indirdi ve kuru madde standardından vazgeçti. Böylece yoğurtların üzerinde birçok oynama yapılma şansı doğdu. Çünkü yoğurdun sıvı yada katı olmasını sağlamak için içine birçok ek gıda girer oldu. Ne yazık ki bizler de doğal yoğurttan böylece uzaklaşmış olduk. Kaymaklı yoğurt sevenler için kötü bir haberimiz de kaymak diye yediğiniz şey yoğurdun üzerine ıstılarak dökülen ve sonrasında doğal kaymak gibi gözüken margarinlerdir. Makbul yoğurt ise içinden kaşıkla alındığında sarı suyu çıkan yoğurttur. Lütfen tüm bu detayları bilelim ve ürünleri satın alırken bilinçli alışveriş yapalım. Bu konuda denetlenmiş ve çok ciddi çalışan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylı ürünleri satın alalım.
Margarin Kaymak ve Peçete Kaymak
Bu haberi özellikle kaymaklı yoğurt yemeyi sevenler iyi okumalı. Çünkü kaymak diye yoğurtların üzerinde bulunan o insanı cezbeden tabaka aslında margarin karışımı. Nasıl mı?, gelin, yoğurt dünyasında yaşananlara birlikte bakalım.

Türkiye’de pastörize süt satıcıları, aynı zamanda yoğurt pazarına da hakim durumdalar. Sokak sütçüleri ile birlikte, mahalle yoğurçuları da hızla ortadan kalktı. Pastörize sütçülerin yoğurt sektöründe yaptıkları ise çok daha vahim. Kaymaklı yoğurtların kaymağının nasıl yapıldığı çok tartışılacak bir noktada. Sütün içindeki yağın tamamını alıp tereyağı olarak değerlendiren firmalar, son yıllarda kaymaklı yoğurda olan talep artınca yeni bir yöntem geliştirdiler. Unilever‘in hazır yemek sektörü için pazara sunduğu Dorina markalı margarin yağı, yoğurt üreticilerinin can simidi oldu. Tereyağı aroması bulunan Dorina margarin, bir miktar sütle birlikte eritilip yoğurdun üzerine kaymak diye dökülüyor. Buyurun size kaymaklı yoğurt.
Unilever’in en büyük bayilerinden biri Rotahaber‘e bu konuda şu bilgileri paylaştı:
“Son zamanlarda bizim Dorina margarin satışımızda hızlı bir artış kaydettik. Müşteri kitlesinde bir zenginleşme gördük. Müşterilerimiz arasında yoğurt üreticilerinin önemli bir yeri olduğunu tesbit ettik. Bunların hangileri olduğunu paylaşmamız elbette mümkün değil. Ama, çok farklı markalar olduğunu söyleyebilirim.”
(Prof. Dr. Ahmed Aydın, www.gidaraporu.com)
***
Peçete Kaymak
Bazı yoğurt firmaları ise maliyeti düşürmek adına şöyle bir durum yapmaktadır. Yoğurtun üzerini açılmış peçete tanesi ile kaplayarak sahte yoğurt kaymağı izlenimi yaratmaktadır. Bazen bizim böyle iştahla afiyetle götürdüğümüz yoğurt kaymağı yerine kağıt peçete yemekteyiz, afiyet olsun.

Umarız kaymaklı yoğurt üreticileri temiz ve sağlıklı bir peçete kullanıyordurlar!
SÜT
Prf. Dr. Bülent Nazlı dün Uht süt reklamında oynayan ünlümüzün konuğuydu ve hileli gıdalardan bahsetti. Sütün aslında ineğin memesinden sağıldığı şekilde tüketilmesinin en besleyici şekli olduğunu söyledi. Fakat ülkemizdeki hijyen koşulları nedeni ile bunun riskli olacağını da belirtti. Prf. Dr. Bülent Nazlı sütün önerilen basamaklarını öncelikle yeni sağılmış süt, kaynatılmış süt, pastörize süt ve en son olarak ise UHT süt olarak saydı ve çocuklarınıza UHT sütü asla içirmeyin diye belirtti. Aslında süt konusu oldukça önemli ve detay isteyen bir konu ve sitemizde süt konusu oldukça detaylı bir şekilde ele alındı. Bunu okumak isteyenler UHT Kutu Sütler Tehlike mi Saçıyor? sayfasını inceleyebilirler.
PEYNİR
Aldığınız peynir kendine özgü kıvam, sertlik ve yumuşaklığını kaybettiyse peyniriniz de hileli demektir. Ucuza satılan beyaz peynirin içine çok miktarda nişasta ve jelatin katılmaktadır. Peynirde % 40 olması gereken kuru madde miktari % 33e kadar düşürülüyor ve su oranı yükseltilip içine katkı maddesi olarak su tutucu jelatin ve nişasta konuyor. Yani ucuza aldığınız peynir aslında büyük oranda nişasta ve jelatinden ibaret demektir. Merdiven altı üreticileri sütün yağını çekip süte ayçiçek yağı yada margarin katıp maliyeti düşürüyorlar.
KAŞAR PEYNİRİ
1 kilo kaşar peyniri yaklaşık 7 kilo sütten üretilmektedir. 1 kilo sütün 1 lira olduğu düşünülürse kilosu 5 yada 6 lira olan kaşar peynirlerinde insanı düşündüren bir sonuç çıkıyor. Ülkemizde bir çok yerde kaşar peynirleri açık satılmaktadır ve bunlar sağlığımızı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Sadece açık kaşar peynirleri değil paketli olanlarda da benzer şeyler yaşamak mümkün. Kaşar peynirinin içine peynir suyu tozu, süt tozu, nişasta, un, patates püresi, soya proteini, kazeinat (Sütte bulunan ve insanlarda sadece bebeklik döneminde lap enzimi aracılığıyla sindirilebilen bir protein) kullanılarak eritme tuzu konuyor ve kaşarlar tekrardan eritilip kalıplanıyor. Bunun daha da ötesi merdiven altı üreticilerin geliştirdiği kaşar peyniri formülünde hiç süt yer almıyor. Sütün yerine, margarine kazein adlı protein, karoten adlı renk verici boya, soya unu katılarak elde edilen karışım, joleyle sertleştirildikten sonra kaşar peyniri adı altında yarı fiyatına satılıyor. Hileli olduğunu nasıl anlarız? İyi bir kaşar peyniri düzgün kalıplı olması ile anlaşılır. Kesilince ufalanmamalı ve eğilip bükülmeye dayanmalıdır. Kaşar peynirin kıvrılması sırasında peynir çatlamıyorsa eksik süt kullanılmadan yapılmış demektir ve makbuldür. Taze kaşarda en önemli nokta görüntü ve lezzettir.
TEREYAĞI
Tereyağında sütün yerini kaşar peynirinde olduğu gibi margarin alıyor. % 80'ini margarinin oluşturduğu karışıma, koku ve tat vermesi için % 20 oranında tereyağı eklenerek, elde ediliyor. Açıkta aldığınız teryağı aslında margarin yani siz bu durumda daha zararlı satıcı ise karlı çıkıyor.
BAL
Balın kalitesi rengine ve tadına bakılarak anlaşılamaz. Bunun için belli laboratuar incelemeleri gerekmektedir. Doğal balların içine çeşitli şeker şurupları, glikoz, su ve nişasta katılarak hileli bal elde edilmektedir. Hatta bazı yerlerde şekerlenmiş ballar yada müşteri şikayeti ile geri getirilen ballar tekrar işlemden geçirilip tüketiciye yeni ambalajlı bal olarak sunulmaktadır. Petekli ballarda bile hile yapılması mümkündür bu nedenle ambalajlı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından üretim izinli ürünler almaya özen göstermeliyiz.
KIYMA
Hazır kıyma satışının yasaklanmış olmasına rağmen hala bir çok kasap ve et satış yerlerinde ucuz fiyata kıyma satılmaktadır. Parça etten çektirdiğniz kıymanın asla hazır kıyma ile aynı fiyattta olmaması sizi düşündürmeli. Çünkü kıymanın içinde de bir hile var. Et diye aldığımız kıymanın içinde tavuk taşlığı ve sakatatı, hayvan dalağı, tavuk kemiği, kuyruk yağı gibi farklı maddeler koyarak maliyeti düşürüyorlar. Aslında çok iyi etten yapılmış olan kıyma dahi bizim için son derece sağlıksız. Çünkü kıyma çok hızlı bir şekilde bakteri üretebiliyor. Kıymayı bir tahta üzerine koyun ve bir süre bekletin tahta simsiyah olacaktır. Lütfen kıyma satışının olduğu yerleri farkettiğimizde ALO 174-175 hatlarını arayarak bunu ihbar edelim. Mutlaka denetleneceklerdir. Gıda güvenliğini Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına biz de destek sağlayabiliriz.
ET
Bradmix adı verilen kimyevi bir madde ülkemize kaçak olarak getirilmekte ve ete şırınga edilerek etin ağırlığı ve rengi ile oynanmaktadır. Diğer bir yöntemleri ise Avrupa standartlarında serbest kullanılan suprex adı verilen pastörize edilmiş nişasta yardımıyla ete su enjekte ediliyor. Peki bunu nasıl anlarız? Et daha parlak ve şiş görünüyorsa, üzerine bastırınca normalden fazla su veriyorsa yada pişirme esnasında çok küçüldüyse hileli et almışsınız demektir. Ayrıca dana eti yerine sığır eti satılmakdır. Nedir aralarındaki fark? Sütten yeni çıkmış dana eti daha tazedir fakat sığır eti yaşlıdır ve doğum yapmış hayvanlardır bu nedenle eti koyu kırmızıdır ve pişme süresi çok uzundur. Sığır eti pişme sırasında %30 oranında su salar. Sonuçta 100 grlık dana eti pişme sonrasında 90 gr kalırken sığır eti 60 yada 70 gr kalmaktadır.
TAVUK
Etteki su enjeksiyon sistemi tavuklarda da kullanılarak ağırlıkları arttırılmaktadır. Bazıları daha da ileri giderek bayatlamış tavukları çamaşır suyuyla beyazlatıyorlar. Bu tip ürünleri alırken açık almamak ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylı ürünler satın almak gerekmektedir.
SUCUK, SALAM, SOSİS
Düşük fiyata satılan sucuk, salam ve sosislerde tavuk derisi, tavuk bağırsağı, soya kıyması, kırpıntı et, sakatat, % 10 oranında küflenmiş sucuk, bozulmuş yada son kullanma tarihi geçmiş sucuklar yeniden işlenip içine sarımsak ve baharatlar katılarak tekrar piyasaya sunuluyor. Sucuk, salam, sosis gibi şarküteri mamullerinin raf ömrünü uzatmak için kullanılan katkı maddelerinden biri de nitrat. Sucuk, salam ve sosisin raf ömrünü uzatmak için binde 5 oranında nitrat kullanımına izin veriliyor. Bu oranda kullanıldığında sağlık açısından sakınca yaratmıyor. Fakat merdiven altı üreticiler ne yazık ki buna da uymuyor ve daha fazla oranda nitrat kullanıyorlar ve bu da insanların böbreklerinde sorun oluşturuyor. Son zamanlarda böbrek hastarının sayılarının çoğalmasında belkide belli oranda bu durumunda etkisi var.
MEYVE VE SEBZE
Meyve sebzelerin tazeliğini koruması ve raf ömrünün uzaması için üzerlerine parafin sürülüyor. Bu madde ne yazık ki yıkamakla temizlenmiyor. Bu sorunu çözmek için meyve ve sebzeleri soyarak tüketmek belki küçük bir önlem olabilir. Bu parafinli ürünler raflarda sanki plastik meyveler kadar canlı gözüküyor. Ayrıca meyve sebze üretiminde kullanılan hormonlar yurt dışından kabul görmeyip ülkemizde satışa sunuluyor. Meyve ve sebzeyi alırken şekli çok düzgün olan, parlak ve canlı gözükenler bizim için çok daha tehlikeli. Çünkü doğal değiller. Doğal olarak yetişen sebze ve meyve çok daha çabuk bozulup kurtlanıyor yada çürüyor. Tercihinizi siz yapın.
ZEYTİN
Daha koyu renkte ve parlak görünmesi için tekstil boyasında bekletiliyor.
ZEYTİN YAĞI
Zeytin yağının maliyetini düşürmek için içine pamuk yağı konuluyor.
KIRMIZI TOZ BİBER
İçine tuz, tohum, kiremit tozu ve boya maddeleri karıştırılıyor.
TOZ ANTEP FISTIĞI, TOZ FINDIK, TOZ YER FISTIĞI
Renklerine göre leblebi tozu, bezelye, kireç tozu ve boya maddeleri kullanılıyor. Bunu önlemek için en iyisi ürünleri evde kendimiz ezerek toz haline getirmek.
EKMEK
Kepekli ekmek görünümü vermek için normal una kakao karıştırılıyor.